3/22/2008
ESKİ YARA
Biliyorum yazdıklarımın hiçbirini okumayacaksın. Çünkü haberin olmayacak. Tıpkı seni nasıl sevdiğimden haberin olmadığı gibi. Nasıl pişman olduğumu bilmediğin gibi…
Sevdiğim.. Belki bu sözü kullanmaya hakkım yok. Çünkü her şeyin suçlusu benim biliyorum. Ama bir gerçek daha var. Seni hala seviyorum. Hatta şimdi daha da çok seviyorum.
Öyle zormuş ki seninle iki yabancı olmak. Seni başkalarından sormak.. ve başka kollarda sana ağlamak.. öyle zormuş ki sevdiğim.. öyle acıymış ki…
Biliyor musun çok pişmanım. Şimdi anlıyorum her şeyi nasıl da berbat ettiğimi, seni nasıl üzdüğümü, ne büyük bir hata yaptığımı. Ah eski yaram.. Nasıl da kanıyorsun içimde..
Eski yara..
Sızlıyor eski yara,
Sinesine sürer mi
Geri dönsem eski yara..
Dün gece hiç uyumadım. Adın besmele misali düşmedi dudaklarımdan. Pencereye uzandı bakışlarım ister istemez. Belki gelirsin belki yine geçersin Penceremin üstünden gökyüzünde diye. Hatta görebilirim belki uzaktan diye! Neleri tüketmişim ben böyle, nelere yazık etmişim? Ne kadar da kadir bilmez mişim? Kendimi sorgulamak değil yaptığım, sorgulanacak yanı kalmadı çünkü hoyratlığımın.. Sadece pişmanım. hem de çok…
Seven sendin hep. Bense sevilen.. hatırlıyor musun bana ilk ‘Seni Seviyorum’ deyişini..
Ne kadar da ürkek, ne kadar da sıkılgan. Ve bir o kadar da içten. Bana bunu çok söyleyen oldu. Ama hiç biri sen olamadı. Yüreğinde gerçek sevda besleyenler ve sahte sevgiler öyle çabuk anlaşılıyor ki. Öyle çabuk tükeniyor ki yazmacalar, çizmeceler. Yürekten sevmiştin. Söyleyememiştin. Ve dayanamadın. Döktün yüreğinde ne varsa.. Zaten biliyordum. Ve herkes biliyordu. Karşı koymam imkânsızdı. ‘ben de! Ben de seni seviyorum deyivermiştim şuursuzca. Ama ne kadar sadıktım ki bu söze… Ertesi sabah güneş doğunca dünün geçmişte kaldığını kabullenmekti sana düşen. Sebeplerim vardı kendimce.. Haklıydın benimkiler bahaneydi. Yakıştıramamıştım seni yanıma. Çok dolaşan vardı ya çevremde.. Seni hor görmeye başlamıştım işte. Kimdin ki sen onların yanında… Oysa sen çoktan düşmüştün aşkın içine. Vazgeçemezdin ki benden. Seviyordun çünkü. Anlayamadım.affet sevdiğim..
Biliyor musun ben doğum günlerini hiç hatırlamam. Ama o senden sonra her 7 Ağustos yasım oldu öldürdüğüm sevdanın ardından.. Evet, 7 Ağustos’tu günlerden ve sen aylar öncesinden hazırlamıştın hediyemi. Sadece arkadaşım olabilmek bile belki geri dönerim diye bir umuttu senin için. Ben o günü eğlenerek geçirdim. Bilemezdim ki aynı gün kederden mahvolduğunu..
Nasıl da beddualar savurabilmiştim sana telefonda.. Nasıl nefret sözleriydi onlar. Çaresizdim. Gecenin bir vakti kadın halinle kapıya dayanmaya yemin eden sen.. deli kız.. Nasıl da ürkütmüştün beni. Sırf meraklı bir kaç komşu görecek laf olacak diye nasıl da üzmüş kırmıştım seni. ve her şeye rağmen ayıldığımda, benim hakaretlerime rağmen son kez görmek istemen.. ah eski yaram..
Evet bir 7Ağustos günüydü. Atmaya kıyamamıştım bana aldığın gümüş yüzüğü.
Kaç yıl geçti. Sen hala seviyordun biliyordum. Azrail’in olsam yine de beni seveceğini biliyordum. Buydu belki de şımartan. Keşke bu kadar sevmeseydin be eski yaram. Ve yine bir Ağustos akşamıydı. Unutmadım yazmışsın. Hala seviyorum… Ama ben kızgındım sana. Senin yüzünden cezalandırmıştım o yaz. Hani küçüktü de mahallemiz bildiğin gibi. Mum yaksan dumanı arşı boyardı karaya.. ve etrafımızdaki dost sandığımız çıkarcılar.. nasıl oyun bazlarmış meğer..
Rakıya, türküye başlarken kitaba yasaklamıştım ya kendimi, seni suçluyordum aklımca, böyle yıllar geçti. Hatta 10. yılı da devirdik hayallerimizde ben kovalar sen kaçarken.
Ve günün birinde ne olduğunu anlamadan düşmüştün aklıma. Hala seviyormuydum yoksa bu unutamadığım kadını? Hayır, canım daha neler? Ben daha iyilerine layıktım. Yok, yok seviyordum işte. Ama geçmi kalmıştım her şey için. Nasıl da özlüyordum onu. Peki ya gururum? Ne hikmetse ben bunlarla uyurken ansızın gelmesi gereken telefonun gelmeliydi her şeyi yeniden başlatmalıydı.. Bir türkü dinlemiştim. Eski yara.. Sen kokuyordu işte. Ve bu mısralardı bizi yeniden buluşturan. Hemen arka sokaktaki bara nasıl da koşuvermiştim bir telefon ve bir türküyle…
Eski yara..
Kalbimde eski yara..
Yüzlerce güzel var da
Hasretim ben eski yara..Umutluydu gözlerin.artık her gün beraberdik. kuşlardan gizli buluşmalar, işe diye çıkıp saatlerce sokak aralarında yağmur altında yürümeler.. Ama senin aklında bir soru? Seninle olacak mıydım? Hayır demiştim yine. Söylemiştim kendi dünyamda sana yer yok ama sensiz de tadı tuzu olmuyor diye. Yani bir kez daha yıkmıştım seni. Ama bu sefer eskisi gibi değildi. benimde yüreğim acıyordu.ne kadar dayanabilirdim bilmiyordum. Dostlardan seni dinliyordum hep. Herkes hatta bütün ortak çevremiz seni ve beni konuşur olmuştu. Kırgındık görüşmüyorduk. Ve ben günden güne içine düştüğüm sevdadan bihaber hayat koşuşturmacasına kapılmıştım. Özlemiştim ama sen bana kızgındın. İşte o zamanlar başlamıştım sert develi sigara içmeye.. seni bir nefeste içime çeker gibi.. Giderek karşı konulmaz oluyordu sevdan. Hani bir 7 Ağustos gününde demiştin ya beni sevdiğini anladığında takarsın bu yüzüğü diye.. seni sevdiğimi anlamıştım ben. Ama artık yüzük bende değil diki.. kime niye hediye etmiştim hatırlamıyordum bile utanmadan. Atmaktan daha vicdanlıdır diye düşünmüştüm. Sen de beni seviyordun. Ve biliyordum ki sana gelsem hayır demeyecektin ve bir gece ilk defa sana gerçekten ve bütün kalbimle söylemiştim:
-Seni seviyorum…
hani demiştin ya seni nikah masasından bile kalkacak kadar çok seviyorum diye, işte bu güvence ile gelmiştim sana. Artık seviyordum. Hem de çok. Benimdin. Ben de senin. Biliyordum sevdiğimi, sevildiğimi. Biliyordum beni çok mutlu edeceğini. Gecemiz gündüzümüz bir olmuştu. Ve bir gün beklenilen söz:
-Benimle olurmusun?
Aman Allahım! Nasıl da silkelenmiştim bu sözle. Bizim elimizde çıkmazlarımız vardı halbuki.. Çevrem karşıydı mesela seninle görüşmeme. Sırf bu yüzden koparmaya çalışıyorlardı beni Denizde. Sen varsın diye.. Oysa ne masumdu bizim hislerimiz. Martılar gibi kanat açanda sevmiştik birbirimizi. Mutlu olmaktı dileklerimiz vardığımız kapılarda. Ama yok.. çok üzülecekti herkes.. sevgin unuttururdu belki ama yetmedi işte bana bu teselli. Şimdi ne düşünüyorum biliyor musun? Sadece bahaneymiş benim ki.. Hayır demiştim bir kez daha.. Ama içim kan ağlayarak. Deli gibi severek.. yine de bir umudum vardı bitmez bu dava diye.. Ve sen bu kez gerçekten yıkılmıştın. Sebepsiz sanmıştın gidişimi, hayır deyişimi.. kızıyordun bana.. ne adımı anıyor ne de soluduğum havayı çekiyordun ciğerlerine.. nasıl kanıyordu içim deli sevdam.. Günlerce hatta haftalarca yasını tutmuştum arkandan. Ama yasaktın bana işte.. Sen kendini yıllar önce kaybetmiştin. En azından ben mantıklı davranayım diyordum kendimce. Ve yollarımız ayrıldı.
Ama zordu seni unutmak. Ne halde olduğunu bilmemek. Beni yaklaştırmıyordun yanına. Öyleyse başkası olmalıydım. Evet sevdiğim şimdi anlamışsındır.. O tanımadığın ama seninle arkadaşlık kurmaya çalışan internetteki yabancı bendim. Seninle birlikteydim artık yeniden. Ama senin ruhun bile duymuyordu. Nasıl da anlatıyordun beni bana… Geceler boyu yeni baştan dinledim sevdanı. Ömrümden ömür giderek, ölüp dirilerek.. Özlemiştim. Hem de çok. Unut diyordum sana o adamı. Unut onu. Ama sen hala seviyorum diyordun. Aylar geçti. Göremedim. Nihayet bir düğün halayı oldu ellerimizi yeniden birleştiren.. zoraki dost oyunlarıyla.. Omuz omuza bir halaylık vaktimiz vardı işte yeniden. O gece dostlarım sesini çıkarmamıştı bu hasret gidermeye.. O halay bile bizim için kurulmuştu sanki. Çünkü Allah biliyor ya gerçekten aşk acısı ve özlem çekiyorduk. Ayrıydık, küsmüştük ama ellerimiz birlikteydi. Hala seviyordun. Ellerinden anladım. Aynıydı. yıllar önceki gibi.. Ama umutsuzdu. Unutmak zorundaydın. Bunu sana arkadaşın olan sanal ben yaptırıyordum.
Ve günün birinde ben birinin sevgilisi olmuştum. Hayata boyun eğerek yani. Dostlarımın sevdiği biriyle.. Ben de istiyorum sanmıştım. Sanırım o aralar sen aklıma bile gelmiyordun. Her şey gayet iyi seyrediyordu. Ciddi bir ilişki, çok seven bir sevgili..
Evet uzun sürmedi.. Hani seninle ilk buluştuğumuz istiklal caddesi varya, işte ordaydım. Ama hatırlamamıştım bile ilk buluşmamızı. Yeni sevgilimle hasret gideriyordum. Ve bu nasıl bir kaderdir ve nasıl bir devrandır? Nasıl çıkıp da gelebildin oraya? Böyle şeyler filmlerde olmaz mıydı sadece? Benim başıma nasıl gelebildi bu olay?
Sadece gözlerim dolmuştu seni biranda görünce.. sen de neye uğradığını şaşırmıştın. Yanında arkadaşların vardı. Geçip gittin gözlerimin önünden. Ve tam karşı masamıza oturdunuz. Neden çekip gitmedin o dakika? Neden çektirdin bu acıyı bana?
Sadece bakıyordum. “Kim bu kadın” diye sordu sevgilim imalı bir şekilde.. “Bu o değilmi” sadece kafamı sallayabildim usulca. Biliyordu zaten seni. Senin ardından içimin acıdığı günlerde çıkmıştı karşıma. Bir şey söyleyemedim. Yerimde duramıyordum sadece. Bir yanımda benden bir şeyler bekleyen bir kadın diğer yanda eski yaram… Yapmamalıydın sevdiğim. Gitmeliydin. Ama sen onun yerine intikam almayı denedin. Ve bir yaz günü bizi parkta buluşturan türkümüzü attın müzik kutusuna. Eski yara…
Yapabileceğim tek şey bağırmaktı o anda. Sevgilimin şefkatine sığınmak. Bir ana gibi kucaklamıştı beni o kadın. Hangi kadın razı olurdu ki buna. Bir yanımda yaşanmışım sevdam, diğer yanımda şefkat ve emek.. Yanına gelmek istedim. Yapamazdım. Evet, o kadınla gittim. Bir başkasının kollarında sevgisinde sana yandım. Nasıl da acıyordu kalbim. Senin tutmaya kıyamadığın ellerim bir başkasındaydı. Sana doyasıya sarılamamışken bir başkasının dudakları geziniyordu enkazımda.
Hayır olamazdı. Hiçbir şefkat, hiçbir emek senin sevginin yerini tutamazdı. Yerim onun yanı değildi. Bitmeliydi. Ve bitti. Haftalarca çıkmadım evden. Herkes nedenini sordu bu ayrılığın. Ama seni sevdiğimi söyleyemedim. Hani sen ağlamışsın ya beni onun yanında görünce, kendi derdimi bıraktım bir de senin gözyaşına çağladım günlerce.
Şimdi her şey öyle durgun ki.. Kaderin işine baki aynı şehirdeyiz artık. Ve ben seni görmekten korktuğum için gelemiyorum. Bak törelerimin istediği olmadı. yine karşılaştırdı hayat bizi. Ben öyle pişmanım ki..biliyorum geri dönsem kabul etmezsin. Nefret ediyormuşsun benden. Basit demişsin yeni duydum. Ama hala soruyormuşsun beni mutlu mu diye? Bilmiyorsun ki o kadından ayrıldığımı. Hem de senin için!!
Ah eski yaram… Nasıl yanıyor yüreğim. Şimdi geri dönsem ne sen eskisi gibi seversin beni, ne de ben eski halimle gelebilirim sana. İkimizde eski biz değiliz çünkü… yabancı zamanlar,yabancı mekanlar,yabancı insanlar girdi aramıza…içimdeki azabı bir bilsen.. Aynı mahallenin samatyanın çocuklarıydık. Yazık oldu her şeye..
Ah eski yaram.. Kulağımda bir ezgi.. Seni öyle çok seviyorum ki, Belgindi Eski yara…
Eski yara..
Kapanmaz eski yara..
Sinesine sürer mi
Geri dönsem eski yara..
Eski yardan..
Ne kaldı eski yardan
Ben yarayım sen derman
Kes umudu eski yardan…